Ahu Sungur

Onu, ‘’Ayrılsak da Beraberiz, Kurşun Asker, Affedilemeyen, Arka Sokaklar, Bu Kalp Seni Unutur mu? Bin Bir Gece ve Doktorlar’’ dizilerindeki başarılı performansıyla, şimdiler de ise milyonları ekrana kilitleyen Adını Feriha Koydum dizisindeki Aysun karakteriyle tanıyoruz. Tiyatro ve Konservatuar kökenli Ahu Sungur, aile yaşantısı ve özel yaşamındaki duruşuyla örnek sanatçı, anne ve eş… ‘’Yaptığımız meslekte sahip olmamız gereken en önemli şey sabır ve sabretmeyi eşimden öğrendim.’’diyen Ahu Sungur’la mesleği, ailesi ve özel yaşamı üzerine konuştuk. İşte Ahu Sungur ve o samimi açıklamaları; 

Merhabalar Ahu Hanım; İnsanlar sizi şu aralar “Adını Feriha Koydum” dizisinde, Emir’in annesi olarak tanıyorlar. Peki, Ahu Sungur kimdir?

Merhaba. İstanbul’da doğdum. Memur bir ailenin kızıyım. Şahane bir çocukluk dönemi geçirdim. Beni çok seven anne ve babam var. Oyuncu olmaya çok küçük yaşlarda karar verdim. Yönetmen Işıl Kasapoğlu’nun hayranıydım. Akademi İstanbul Tiyatro Bölümünün başındaydı Işıl Hoca. Sınava girdim ve kazandım. Sınav dönemi burs kazandım ve okulumu burslu okudum. Akademi İstanbul Tiyatro Bölümü mezunuyum. Okuldan mezun olduktan sonra Semaver Kumpanya, Tiyatro Çisenti ve Tiyatro Kedi’de çeşitli oyunlarda yer aldım. En son Tiyatro Kedi’de ‘ Bir Komiser Geldi’ adlı oyunda Semih Sergen’le başrolü paylaştım. 2002 yılında evlendim. Eşim Türk tiyatro seyircisinin yakından tanıyıp sevdiği Suat Sungur. Altı buçuk yaşında, canımızdan daha çok sevdiğimiz bir oğlumuz var. Adı Ege Yücel Sungur. Oğlum 2005 yılında dünyaya geldi. Bir süre çalışmalarıma ara verdim. Çünkü oğlumun en güzel zamanlarını kaçırmak istemedim. Eşim çok iyi babadır. Ege’mizi birlikte büyüttük. Sonra; kanal D’de yayınlanan Bin Bir Gece adlı diziden teklif geldi. Haziran ayıydı. Bir gece saat: 23: 45’de telefonum çaldı. Diziye Jale adında bir karakter gireceği ve Kudret Sabancı’nın benimle çalışmak istediğini söylediler. Sabah 08:00’ de setteydim. Bir sezon Bin Bir Gece’de Jale karakterini oynadım. Jale bir anti kahramandı fakat çok sevildi. Ben de çok keyif aldım oynarken. Daha sonra bir kaç teklif geldi. İkisi şehir dışında çekilecekti, kabul etmedim. Adını Feriha Koydum’dan teklif geldiğinde, içimden bir ses bu işin çok sevileceğini söyledi. Hem kadro, hem şirket, hem senaryo çok cazip geldi bana. Yönetmenimiz Merve Girgin, çok beğendiğim bir yönetmendi. Onunla çalışmayı istiyordum. Hiç tereddüt etmeden evet dedim.

Peki, Aysun Hanım olarak değil de, Emir’in annesi olarak tanınmak sizi rahatsız etmiyor mu? Bu, Emir karakterinin sivriliğinden mi, annenin geri planda olmasından mı kaynaklanıyor sizce?

O durum tam olarak öyle değil. Seyircilerin bir kısmı; Emir’ in annesi, bir kısmı; Aysun olarak biliyor. Ama benim için en önemli durum şu; dışarıda herhangi bir izleyici yanıma geldiğinde, önce şöyle diyor; ‘’Siz tiyatro oyuncusu musunuz?’’ ‘’Evet’’ diyorum. Ve ‘’Zaten tahmin etmiştim’’ diyor. Bu benim için çok kıymetli… Aysun, geri planda bir karakter değil. Senaryo da çok kritik bir yerde. Sezon finaline doğru, hikayeler daha çok belirginleşti. Bu işin matematiği çok iyi. Senaristimiz Melis Hanım çok dikkat ediyor. Sezon finaline doğru, Aysun’un hikayesi arttı. Ve bir daha ki sezon birçok sürpriz var…

 Reytingleri gayet yüksek olan ‘’Bin Bir Gece’’ ve ‘’Doktorlar ‘’ dizilerinde de rol aldığınız halde ‘’Adını Feriha Koydum’’ dizisinden sonra daha fazlaya tanınmaya başladınız. Bunun sebebi ne?

Bin Bir Gece dönemimde de ilgi çok yoğundu. Adını Feriha Koydum da öyle. Sanırım seyirci her yeni yaptığınız işte sizi daha çok tanıyıp, daha çok benimsiyor. Biz oyuncular, suya yazı yazıyoruz. İleride başka bir dizi de oynamaya başladığımda, belki bugünden daha fazla bir ilgi olacak. O içinde bulunduğunuz zamanla ilgili bir şey.

Dizide Bir Dilek Tut Derneği’ne destek oldunuz ve insanlara sosyal mesaj verdiniz. Sosyal sorumluluk projelerinin hayatınızdaki yeri ne? Üye olduğunuz bir dernek var mı?

Sosyal sorumluluk projelerinin yeri de önemi de çok büyük benim ve ailem için. Herhangi bir derneğe üye değiliz fakat bizden destek istendiği takdirde her zaman yanlarındayız.

Küçük yaştan beri oyuncu olmayı isteyen biri olarak, hayalinizin nasıl gerçekleştiğini anlatır mısınız?

 Konservatuarı kazanarak J Yaptığım meslekte eğitimin şart olduğunu düşünüyorum. 5-6 yaşlarımda en sevdiğim şey, babamın bana aldığı mikrofon ve kayıt cihazıyla, kayıt yapmak, taklit yapmaktı. Benimle yaşıt olan arkadaşlarım, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’i okurken uyumadan önce, babam beni Reşat Nuri, Orhan Kemal, Sait Faik okuyarak büyütüyordu. Her hafta sonu annem ve babamla tiyatro izlemeye giderdik. İlkokulda her pazartesi sabahı andımızı ben okurdum. Mikrofon hep bendeydi. Diğer arkadaşlarım eve gidip annelerine şöyle derlermiş; yine o çilli kız kaptı mikrofonu… Ortaokulda, okulun tiyatro kolundaydım. Adalet Ağaoğlu’nun evcilik oyunu adlı oyunu konacaktı sahneye. Çalıştırmak üzere okula, şimdi herkesin yakından tanıdığı tiyatro oyuncusu; Metin Zakoğlu geldi okula. Metin Hoca fark etti beni. İyi ki fark etti, cesaretlendirdi, kendime güvenmemi sağladı. Geçenlerde, teşekkür ettim Metin Zakoğlu’na. Yıllar sonra… Bazı şeyler unutulmuyor. Sonra lise bitti.  Diyalog da bir sene konservatuar’a hazırlık kursuna gittim. Ve orada Arsen Gürzap ve Zeynep Efser Erkekli ile tanışma fırsatını yakaladım. O kadar çok şey öğrendim ki onlardan… Zeynep Erkekli benim yol göstericim gibidir. Müthiş bir oyuncudur, müthiş bir hocadır. Onun öğrettikleri sayesinde burs kazandım sınavda.

Şarkı söylemeyi çok seviyormuşsunuz, peki müziğe yönelmeyi hiç düşündünüz mü?

Müziği çok seviyorum. Şarkı söylemeyi çok seviyorum. Tiyatro okumasaydım herhalde müzik okurdum. Belki bir gün bir müzikalde oynarım.

Keyifle izleriz… Peki, Türkiye’de artan dizi furyası hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Arz talep meselesi. Fakat çoğu işin bittiğini görünce çok üzülüyorum. Çünkü yaptığımız iş, çok emek ve mesai harcanan bir iş. Bir dizi kısa sürede bittiğinde, onlarca insan işsiz kalıyor bir anda.

Oyuncu olmak isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Oyunculuğun, sadece parlak ışıkların altında durmak olmadığını bilmelerini isterim her şeyden önce. Bu meslek, zor şartlar altında yapılan, alternatifiniz çok olduğu, yıpratıcı bir meslek. Her şeyden önce, kesinlikle eğitimsiz yapılmaması gereken bir meslek.

Peki, Ahu Hanım tiyatroların televizyon dizileri kadar ilgi görmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Üzülüyorum... Hazırı seviyoruz. Tekrarı seviyoruz maalesef.

Canlandırdığınız karakterler günlük hayatınızda sizi nasıl etkiliyor?

Etkilemiyor… Etkilese hastalıklı bir durum olur sanırım. Oynadığım rolü, üstüme giydiğim kostüm gibi, kuliste çıkarır bırakırım. Böyle olmalı. Fakat günlük hayatta yaşadıklarım oynadığım karaktere biraz daha can katacaksa, yaşadıklarımla, oynadığım karakteri tanıştırırım.

Dizi oyunculuğu ve tiyatro oyunculuğu arasındaki farklar neler? Hangisi sizin için daha keyifli?

Çok fark var... Tiyatronun tekrarı yok. Oyun başlar ve biter. Her şeyinizle oradasınız. Pardon deyip başa dönemezsiniz. Seyircinin nefesini hissedersiniz. Bazen göz göze gelirsiniz. Tarifi mümkün olmayan bir duygu. Aldığınız alkış hiç bir şeye değişilmez. Tiyatro ve dizi mukayese bile edilemez. Fakat tabi ki dizinin de zorlukları var. İzlenen beş dakikalık sahneler için biz saatlerimizi harcıyoruz. Her ikisinin de keyfi ayrı…

Tiyatro kökenli oyuncular ile eğitim almamış oyuncular arasında bir eşitsizlik var mı?

Eşitsizlik değil de fark var! Büyük fark... Tiyatro kökenli oyuncular, 80 yaşlarına da gelseler meslekleri onları bırakmaz, çünkü bulundukları yere kaşları,  gözleri için değil yetenekleri ve disiplinleri sayesinde gelmişlerdir. Ortaya bir anda çıkan, eğitimsiz oyuncular, yerlerine daha güzelleri geldiğinde silinip gitmeye mahkum olurlar.

Yetenek ve eğitimin geri planda kaldığı televizyon dünyasında eğitimli oyuncuların karşılaştıkları en büyük sorun nedir sizce?

Eğitiminizin ve disiplininizin karşılığını görememek...  

Adaletsizlik…

Seçme şansımızın azalması…

Ve esasında bu sorunun cevabı sizin sorunuz da saklı; yetenek ve eğitimin geri planda kalması... Ne kadar acı değil mi?

Aynen öyle… Çok haklısınız… ‘Adını Feriha Koydum’ dizisinde canlandırdığınız Aysun karakterinin size en yakın özelliği nedir?

Çok farklıyız oynadığım karakterle… Fakat Aysun hassas bir kadın ben de hassasımdır.

Aldatılan bir kadın rolünü oynarken neler hissediyorsunuz?

Aysun’u güçlü tutmaya çalışıyorum. Müdanasız…

Her kadın aldatılır sözüne katılıyor musunuz?

Hayır… 

Usta oyuncuların bulunduğu bir kadroda yer alıyorsunuz, çok keyifli olmalı…

Hem de nasıl... Çok keyif alıyorum. Vahide Hanım’a hayranım.

Son dönemde büyük gelişmeler gösteren Türk Sineması’nı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok mutlu oluyorum. Nuri Bilge Ceylan hepimize büyük bir mutluluk yaşattı. Yapımcısı Zeynep Özbatur’ u çok beğeniyorum. Çok saygı duyuyorum. Ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil ediyorlar.

Ahu Hanım’ı sinema filminde ne zaman göreceğiz, gelecekte var mı böyle bir proje?
 
İyi bir film de rol almak istiyorum. Sadece sinema filmi olsun diye değil de, kendimi gösterebileceğim ve içime çok sinecek bir filmde yer alabilmek gibi dileğim var.

Sinema filminde başrolü kiminle paylaşmak istersiniz

Vahide Gördüm... Şener Şen

Peki, Suat Bey ile beraber bir sinema filminde oynamak ister misiniz?

Çok isterim, hem de çok…

Oyunculukta gerçekleştirmek istediğiniz en büyük hayaliniz nedir?
 
Yaşadığım sürece, mesleğimi yapabilmek, hiç ara vermeden.

Ahu Hanım’ı en çok ne mutlu eder?

Oğlum... Ege’m...

Sizi en çok güldüren komedyen kimdir?
 
Suat Sungur

Türk sinemasında sizi en çok etkileyen oyuncular kimler?

Şener Şen, Müjde Ar

Birçok sanatçının örnek aldığı ustalar vardır. İdolüm diyebileceğiniz birileri var mı?

Hocam Zeynep Efser Erkekli, Arsen Gürzap

Biraz da aile yaşantınızdan bahsedelim… Usta oyuncu Suat Sungur ile evlisiniz. Bu usta ismin mesleğinize ne gibi bir etkisi oldu?

Olumlu yönde birçok etkisi oldu. Biz eşimle her şeyi konuşur, paylaşırız. Benim ondan öğreneceğim çok şey oldu. Mesela sabrı öğretti bana. Yaptığımız meslekte sahip olmamız gereken en önemli şey…

Evlilik hakkında ne düşünüyorsunuz, özellikle de iki sanatçının evliliğinde ne gibi zorluklar oluyor?
 
Evlilik çok keyifli... Biz olabilmek, bir bütün olabilmek, sıkıntılı ve zor zamanlarda bir arada kalabilmek, biz başardık. Umarım hep böyle mutlu kalırız.

Mutluluğunuz daim olsun… Ege adında çok yakışıklı bir oğlunuz var. Onun da gelecekte anne babası gibi başarılı bir oyuncu olmasını ister misiniz?

Ege hangi mesleği seçerse onun yanındayız. Özellikle oyuncu olması için bir çabamız ya da isteğimiz yok. Hatta mesleğimizin zorluklarını bildiğimiz için biraz da sakınıyoruz. Ama karar Ege’mizin..

Ege sizi izlerken ne hissediyor, düşüncelerini paylaşıyor ya da eleştirilerde bulunuyor mu?

Keyif alıyor, heyecanlanıyor. Bana iltifat ediyor 

Keyifli bir sohbet oldu. Son olarak okuyucularımıza söylemek istedikleriniz?

Eğer imkanları varsa sanatla daha çok iç içe olmalarını dilerim. Sanatla uğraşan insan, hassas, duyarlı ve sevgiyle yaklaşabilen insandır. Sevgiler…

 

YORUM YAZ

Ad Soyad:
E-posta:
Yorumunuz:
2+1=
web tasarım:Frappe Ajans